garnitür

طَلَبْتُ الْأَرُزَّ كَطَبَقٍ جَانِبِيٍّ مَعَ اللَّحْمِ.

Etin yanına garnitür olarak pilav istedim.

كَانَتِ الْكَعْكَةُ مُزَيَّنَةً بِالْفَوَاكِهِ الْمُلَوَّنَةِ.

Pasta, renkli meyvelerle garnitürlenmişti.

جَعَلَ تَزْيِينُ الطَّبَقِ تَقْدِيمَهُ أَكْثَرَ جَاذِبِيَّةً.

Yemeğin garnitürü, sunumunu daha çekici hale getirdi.

İlişkili Kelimeler