يَجِبُ أَنْ نُسْرِعَ حَتَّى لَا نَتَأَخَّرَ عَنِ الِاجْتِمَاعِ.
Toplantıya geç kalmamak için acele etmeliyiz.
يَجِبُ أَنْ نُسْرِعَ حَتَّى لَا نَتَأَخَّرَ عَنِ الِاجْتِمَاعِ.
Toplantıya geç kalmamak için acele etmeliyiz.
وَصَلْتُ مُتَأَخِّرًا إِلَى الْمَدْرَسَةِ لِأَنَّ الْحَافِلَةَ تَعَطَّلَتْ.
Otobüs arızalandığı için okula geç kaldım.