geçirilmek

سَيَتِمُّ طَرْحُ مَشْرُوعِ الْقَانُونِ الْجَدِيدِ لِلتَّصْوِيتِ فِي الْبَرْلَمَانِ لِيَتِمَّ تَمْرِيرُهُ وَسَيَتَقَرَّرُ مَا إِذَا كَانَ سَيَتِمُّ قَبُولُهُ أَمْ لَا.

Yeni yasa tasarısı meclisten geçirilmek için oylamaya sunulacak ve kabul edilip edilmeyeceği belli olacak.

كَانَ عَلَى الْمَرِيضِ أَنْ يَخْضَعَ لِعَمَلِيَّةٍ جِرَاحِيَّةٍ عَاجِلَةٍ لِأَنَّهُ كَانَ فِي حَالَةٍ حَرِجَةٍ.

Hastaya acil bir ameliyat geçirilmek zorunda kalındı, çünkü durumu kritikti.

İlişkili Kelimeler