geçmiş

الْمَاضِي يُمْكِنُ أَنْ يُعَلِّمَنَا دُرُوساً قَيِّمَةً إِذَا تَعَلَّمْنَا مِنْهُ بِشَكْلٍ صَحِيحٍ.

Geçmiş, ondan doğru bir şekilde öğrenirsek bize değerli dersler verebilir.

تَارِيخ — تَوَارِيخ

تَارِيخُ هَذِهِ الْمَدِينَةِ قَدِيمٌ جِدّاً وَلَهَا تُرَاثٌ ثَقَافِيٌّ غَنِيٌّ.

Bu şehrin geçmişi çok eski ve zengin kültürel mirasa sahip.

فِي الْعَامِ السَّالِفِ سَافَرْنَا إِلَى الْبَحْرِ.

Geçmiş yıl denize gittik.

İlişkili Kelimeler