فِي الْمَاضِي، كَانَ النَّاسُ يَتَوَاصَلُونَ عَبْرَ الرَّسَائِلِ، أَمَّا الْآنَ نَتَوَاصَلُ عَبْرَ رَسَائِلِ الْبَرِيدِ الْإِلِكْتُرُونِيِّ.
Geçmişte, insanlar mektuplarla iletişim kurarlardı, şimdi ise e-postalarla haberleşiyoruz.
فِي الْمَاضِي، كَانَ النَّاسُ يَتَوَاصَلُونَ عَبْرَ الرَّسَائِلِ، أَمَّا الْآنَ نَتَوَاصَلُ عَبْرَ رَسَائِلِ الْبَرِيدِ الْإِلِكْتُرُونِيِّ.
Geçmişte, insanlar mektuplarla iletişim kurarlardı, şimdi ise e-postalarla haberleşiyoruz.
سَابِقًا كَانَتْ هَذِهِ الْمَدِينَةُ بَلْدَةً صَغِيرَةً، وَلَكِنَّهَا تَحَوَّلَتِ الْآنَ إِلَى مَدِينَةٍ كَبِيرَةٍ.
Geçmişte bu şehir küçük bir kasabaydı, ancak şimdi büyük bir metropole dönüştü.
الصُّعُوبَاتُ الَّتِي وَاجَهْنَاهَا فِي غُضُونِ ذَلِكَ جَعَلَتْنَا أَقْوَى الْيَوْمَ.
Geçmişte yaşadığımız zorluklar, bugün daha güçlü olmamızı sağladı.
فِي القَدِيم، قَدِيمًا، سَالِف الزَّمَان، فِي الزَّمَنِ المَاضِي