geciktirmek

بِسَبَبِ حَادِثِ الْمُرُورِ، أَخَّرُوا حَافِلَتَنَا لِأَكْثَرَ مِنْ سَاعَةٍ.

Trafik kazası nedeniyle otobüsümüzü bir saatten fazla geciktirdiler.

اضْطُرِرْنَا إِلَى تَأْجِيلِ الِاجْتِمَاعِ إِلَى الْأُسْبُوعِ الْقَادِمِ.

Toplantıyı bir sonraki haftaya geciktirmek zorunda kaldık.

أَرْجَأُوا الرِّحْلَةَ بِسَبَبِ سُوءِ الْأَحْوَالِ الْجَوِّيَّةِ.

Kötü hava koşulları nedeniyle uçuşu geciktirdiler.

İlişkili Kelimeler