gelen

يَجِبُ أَنْ نَذْهَبَ إِلَى الْمَطَارِ فِي الْوَقْتِ الْمُحَدَّدِ لِاسْتِقْبَالِ الْقَادِمِينَ.

Gelen yolcuları karşılamak için havaalanına zamanında gitmeliyiz.

تَمَّ تَنْظِيمُ بَرْنَامَجٍ تَوْجِيهِيٍّ لِلطُّلَّابِ الْوَافِدِينَ الْجُدُدِ.

Yeni gelen öğrenciler için bir oryantasyon programı düzenlendi.

فِي دَرْسِ الْعُلُومِ رَسَمَ الْمُعَلِّمُ الشُّعَاعَ السَّاقِطَ عَلَى الْمِرْآةِ بِقَلَمٍ أَحْمَرَ.

Fen dersinde öğretmen aynaya gelen ışını kırmızı kalemle çizdi.