gelgel

جَاذِبِيَّةُ هَذَا الْفُسْتَانِ هِيَ الْأَحْجَارُ اللَّامِعَةُ عَلَيْهِ.

Bu elbisenin gelgeli, üzerindeki parlak taşlardır.

إِغْرَاءُ الْإِعْلَانِ هُوَ الْأَسْعَارُ الْمُخَفَّضَةُ.

Reklamın gelgeli, indirimli fiyatlardır.