gelmek

أَتَى إِلَيْنَا لِتَنَاوُلِ الْعَشَاءِ مَسَاءَ أَمْسِ.

O, dün akşam bize yemeğe geldi.

وَصَلَ قِطَارُنَا إِلَى الْمَحَطَّةِ فِي السَّاعَةِ الْعَاشِرَةِ.

Trenimiz saat 10'da istasyona geldi.

قَدِمَ الضُّيُوفُ أَبْكَرَ مِنَ المُتَوَقَّعِ.

Misafirler beklenenden erken geldiler.

Ayrıca: جَاءَ، حَضَرَ

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler