genç

الشَّبَابُ هُمْ أَمَلُ الْمُسْتَقْبَلِ، يَجِبُ أَنْ نَسْتَثْمِرَ فِيهِمْ.

Genç insanlar geleceğin umududur, onlara yatırım yapmalıyız.

ابْنِي مُرَاهِقٌ فِي الرَّابِعَةَ عَشْرَةَ مِنْ عُمْرِهِ، وَيَقْضِي أَغْلَبَ وَقْتِهِ مَعَ أَصْدِقَائِهِ فِي الْمَدْرَسَةِ.

Oğlum on dört yaşında bir genç ve vaktinin çoğunu okulda arkadaşlarıyla geçiriyor.

كَانَ صَيَّادًا فَتِيًّا يَخْرُجُ إِلَى الْبَحْرِ حَتَّى فِي الطَّقْسِ الْعَاصِفِ.

O, fırtınalı havalarda bile denize açılan genç bir balıkçıydı.

Ayrıca: يَافِع

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler