حَقَّقَ نَجَاحَاتٍ كَبِيرَةً فِي سِنٍّ يَافِعَةٍ.
O gencecik yaşında büyük başarılara imza attı.
حَقَّقَ نَجَاحَاتٍ كَبِيرَةً فِي سِنٍّ يَافِعَةٍ.
O gencecik yaşında büyük başarılara imza attı.
كَانَتْ مِثْلَ غُصْنٍ غَضٍّ، بَدَأَتِ الْحَيَاةَ لِلتَّوِّ.
Gencecik bir fidan gibiydi, hayata yeni başlamıştı.
كَانَ الشَّابُّ الْفَتِيُّ أَوْسَمَ شَابٍّ فِي الْقَرْيَةِ.
Gencecik delikanlı, köyün en yakışıklısıydı.