gerçekleşmek

وَقَعَ الْحَادِثُ مَسَاءَ أَمْسِ.

Kaza dün akşam gerçekleşti.

لَمْ تَقَعِ الْخُطَطُ كَمَا كُنَّا نَأْمُلُ.

Planlar umduğumuz gibi gerçekleşmedi.

أَحْلَامِي تَحَقَّقَتْ أَخِيرًا.

Hayallerim sonunda gerçekleşti.