gerçeklemek

عَمِلَ بِجِدٍّ لِتَحْقِيقِ أَحْلَامِهِ.

Hayallerini gerçeklemek için çok çalıştı.

أُجْرِيَتْ تَجَارِبُ لِإِثْبَاتِ هَذِهِ النَّظَرِيَّةِ.

Bu teoriyi gerçeklemek için deneyler yapıldı.

يَجِبُ تَأْكِيدُ هَذِهِ الْمَعْلُومَةِ مِنْ مَصَادِرَ أُخْرَى أَيْضًا.

Bu bilgiyi başka kaynaklardan da gerçeklemek gerekiyor.