gerdan

لُغْد — أَلْغَاد

كُلَّمَا زَادَ وَزْنُهُ، أَصْبَحَ لَغَدُهُ أَكْثَرَ وُضُوحًا.

Şişmanladıkça gerdanı daha belirgin hale geldi.

رَقَبَة — رِقَاب

كَانَتْ رَقَبَةُ الْمَرْأَةِ مُزَيَّنَةً بِقِلَادَةٍ مِنَ اللُّؤْلُؤِ.

Kadının gerdanı inci bir kolye ile süslenmişti.

عُنْق — أَعْنَاق

ارْتَدَى وِشَاحًا لِتَدْفِئَةِ عُنُقِهِ.

Gerdanını sıcak tutmak için atkı taktı.

İlişkili Kelimeler