gerekli kılmak

يَجْعَلُ الْقَانُونُ الْجَدِيدُ عَلَى جَمِيعِ الْمُوَاطِنِينَ إِظْهَارَ هُوِيَّاتِهِمْ ضَرُورِيًّا.

Yeni yasa, tüm vatandaşların kimliklerini göstermesini gerekli kılıyor.

تَفْرِضُ سِيَاسَةُ الشَّرِكَةِ عَلَى جَمِيعِ الْمُوَظَّفِينَ الْحُصُولَ عَلَى تَدْرِيبٍ مُنْتَظَمٍ.

Şirket politikası, tüm çalışanların düzenli olarak eğitim almasını gerekli kılıyor.

هَذَا الْوَضْعُ يَسْتَلْزِمُ اتِّخَاذَ تَدَابِيرَ جَدِيدَةٍ.

Bu durum, yeni önlemler almayı gerekli kılıyor.

İlişkili Kelimeler