gerektirmek

هَذَا الْعَمَلُ يَتَطَلَّبُ الْكَثِيرَ مِنَ الِاهْتِمَامِ وَالصَّبْرِ.

Bu iş, çok dikkat ve sabır gerektirmektedir.

الوضع يقتضي تدخلًا عاجلًا.

Durum, acil bir müdahale gerektirmektedir.

الْقَانُونُ الْجَدِيدُ يَسْتَلْزِمُ بَعْضَ التَّغْيِيرَاتِ.

Yeni yasa, bazı değişiklikler gerektirmektedir.

İlişkili Kelimeler