فِي الْبُلْدَانِ الْمُتَخَلِّفَةِ، يَكُونُ الْوُصُولُ إِلَى خَدَمَاتِ التَّعْلِيمِ وَالصِّحَّةِ مَحْدُودًا.
Geri kalmış ülkelerde eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim sınırlıdır.
فِي الْبُلْدَانِ الْمُتَخَلِّفَةِ، يَكُونُ الْوُصُولُ إِلَى خَدَمَاتِ التَّعْلِيمِ وَالصِّحَّةِ مَحْدُودًا.
Geri kalmış ülkelerde eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim sınırlıdır.
يَذْكُرُ الِاقْتِصَادِيُّونَ أَنَّ هَذَا الْبَلَدَ لَا يَزَالُ لَدَيْهِ اقْتِصَادٌ نَامٍ.
Ekonomistler, bu ülkenin hala geri kalmış bir ekonomiye sahip olduğunu belirtiyorlar.
يُعَدُّ نَقْصُ الْبِنْيَةِ التَّحْتِيَّةِ مُشْكِلَةً كَبِيرَةً فِي الْمَنَاطِقِ الْمُتَأَخِّرَةِ.
Geri kalmış bölgelerde altyapı yetersizliği büyük bir sorundur.