بَدَأَتِ الشَّرِكَةُ فِي اسْتِقْدَامِ خُبَرَاءَ مِنَ الْخَارِجِ.
Şirket, yurt dışından uzmanları getirtmek için harekete geçti.
بَدَأَتِ الشَّرِكَةُ فِي اسْتِقْدَامِ خُبَرَاءَ مِنَ الْخَارِجِ.
Şirket, yurt dışından uzmanları getirtmek için harekete geçti.
أَرَادَ الْمُدِيرُ أَنْ يَجْعَلَ السِّكْرِتِيرَةَ تَجْلِبُ الْمِلَفَّاتِ إِلَى غُرْفَتِهِ.
Müdür, sekreterine dosyaları odasına getirtmek istedi.
قَرَعَ الْمَرِيضُ الْجَرَسَ لِيَطْلُبَ مِنَ الْمُمَرِّضَةِ إِحْضَارَ أَدْوِيَتِهِ.
Hasta, hemşireden ilaçlarını getirtmek için zili çaldı.
اِسْتَوْرَدَ