gidişat

مَسَارُ الأَحْدَاثِ فِي البِلَادِ لَا يَبْدُو جَيِّدًا عَلَى الإِطْلَاقِ.

Ülkenin gidişatı hiç iyi görünmüyor.

سُلُوكُهُ يُقْلِقُنِي.

Onun gidişatı beni endişelendiriyor.