قَرَارُ ذَهَابِهِ أَحْزَنَنَا جَمِيعًا كَثِيرًا.
Onun gitme kararı hepimizi çok üzdü.
قَرَارُ ذَهَابِهِ أَحْزَنَنَا جَمِيعًا كَثِيرًا.
Onun gitme kararı hepimizi çok üzdü.
أَثَّرَ رَحِيلُ صَدِيقِي الْمُفَاجِئُ عَلَيَّ بِشِدَّةٍ.
Arkadaşımın ani gitmesi beni derinden etkiledi.
حَانَ وَقْتُ مُغَادَرَتِهِ، عَلَيْنَا أَنْ نُوَدِّعَهُ.
Onun gitme zamanı geldi, vedalaşmak zorundayız.
رَوَاح، اِنْصِرَاف