gruplanmak

كَانَ النَّاسُ يَتَجَمَّعُونَ وَيَنْتَظِرُونَ فِي مَحَطَّةِ الْحَافِلَاتِ.

İnsanlar otobüs durağında gruplanmış bekliyorlardı.

قَرَّرَتِ الشَّرِكَاتُ التَّكَتُّلَ لِزِيَادَةِ قُدْرَتِهَا التَّنَافُسِيَّةِ.

Şirketler rekabet gücünü artırmak için gruplanmaya karar verdiler.

İlişkili Kelimeler