guruldamak

عِنْدَمَا بَدَأَتْ مَعِدَتُهُ بِالْقَرْقَرَةِ مِنَ الْجُوعِ، أَدْرَكَ أَنَّهُ بِحَاجَةٍ لِتَنَاوُلِ شَيْءٍ مَا.

Midesi açlıktan guruldamaya başlayınca bir şeyler yemesi gerektiğini anladı.

بَدَأَ صَوْتُ الرَّعْدِ الْقَادِمُ مِنْ بَعِيدٍ يَتَرَدَّدُ تَدْرِيجِيًّا بِصَوْتٍ أَعْلَى.

Uzaklardan gelen gök gürültüsü sesi, yavaş yavaş daha da guruldamaya başladı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler