gururlu

هُوَ مُوَاطِنٌ فَخُورٌ بِبَلَدِهِ وَيُعَبِّرُ عَنْ ذَلِكَ فِي كُلِّ فُرْصَةٍ.

O, ülkesiyle gururlu bir vatandaştır ve bunu her fırsatta dile getirir.

لَدَيْهِ وَقْفَةٌ مُعْتَزَّةٌ بِنَفْسِهَا، وَهَذَا يُضْفِي عَلَيْهِ جَاذِبِيَّةً خَاصَّةً.

Kendisiyle gururlu bir duruşu var, bu da ona karizma katıyor.

بِسَبَبِ كَوْنِهِ شَخْصًا مُتَغَطْرِسًا جِدًّا، لَا يَسْتَطِيعُ أَنْ يَتَّفِقَ بِسُهُولَةٍ مَعَ الْآخَرِينَ.

Çok gururlu bir insan olduğu için, başkalarıyla kolay kolay anlaşamıyor.

İlişkili Kelimeler