hükümferma

فِي ذَلِكَ الْوَقْتِ، كَانَتْ هَذِهِ الْفِكْرَةُ مُهَيْمِنَةً فِي الْمُجْتَمَعِ بِأَكْمَلِهِ وَكَانَ الْجَمِيعُ يُؤْمِنُونَ بِهَا.

O dönemde, bu düşünce tüm toplumda hükümferma idi ve herkes buna inanıyordu.

فِي الشَّرِكَةِ، سُلْطَةُ الرَّئِيسِ التَّنْفِيذِيِّ مُسَيْطِرَةٌ وَتُتَّخَذُ جَمِيعُ الْقَرَارَاتِ بِمُوَافَقَتِهِ.

Şirkette, CEO'nun otoritesi hükümferma ve tüm kararlar onun onayıyla alınıyor.