hükümran

فِي هَذِهِ الْأَرَاضِي، كَانَتْ نَفْسُ الْعَائِلَةِ مُهَيْمِنَةً لِقُرُونٍ وَكَانَ لِكَلِمَتِهِمْ دَائِمًا تَأْثِيرٌ.

Bu topraklarda, yüzyıllardır aynı aile hükümran ve onların sözü her zaman geçerli olmuştur.

فِي ذَلِكَ الْوَقْتِ، كَانَتِ الْخُرَافَاتُ سَائِدَةً فِي الْمُجْتَمَعِ وَلَمْ يَكُنِ النَّاسُ يُعْطُونَ الْكَثِيرَ مِنَ الْأَهَمِّيَّةِ لِلْعِلْمِ.

O dönemde, batıl inançlar toplumda hükümran ve insanlar bilime pek önem vermiyordu.

فِي الشَّرِكَةِ، سُلْطَةُ الْمُدِيرِ الْعَامِّ مُسَيْطِرَةٌ وَتُتَّخَذُ جَمِيعُ الْقَرَارَاتِ الْهَامَّةِ مِنْ قِبَلِهِ.

Şirkette, genel müdürün otoritesi hükümran ve tüm önemli kararlar onun tarafından veriliyor.

Eşdizimler