مِنْ خِلَالِ تَقْدِيمِ خُلَاصَةِ الْحَدِيثِ، أَكَّدَ عَلَى النِّقَاطِ الرَّئِيسِيَّةِ.
Konuşmanın hülasasını yaparak, ana noktaları vurguladı.
مِنْ خِلَالِ تَقْدِيمِ خُلَاصَةِ الْحَدِيثِ، أَكَّدَ عَلَى النِّقَاطِ الرَّئِيسِيَّةِ.
Konuşmanın hülasasını yaparak, ana noktaları vurguladı.
مِنْ خِلَالِ قِرَاءَةِ مُلَخَّصِ التَّقْرِيرِ، أَصْبَحْتُ عَلَى دِرَايَةٍ بِالْوَضْعِ الْعَامِّ لِلْمَشْرُوعِ.
Raporun hülasasını okuyarak, projenin genel durumu hakkında bilgi sahibi oldum.
بِزُبْدَةِ الْكَلَامِ، يُمْكِنُنَا الْقَوْلُ أَنَّ هَذَا الْمَشْرُوعَ قَدِ اكْتَمَلَ بِنَجَاحٍ.
Hülasa olarak, bu proje başarılı bir şekilde tamamlanmıştır diyebiliriz.
عُصَارَة