hüzün

حُزْن — أَحْزَان

يُثِيرُ الخَرِيفُ حُزْنًا عَمِيقًا فِي دَاخِلِي.

Sonbahar, içimde derin bir hüzün uyandırır.

كَانَ هُنَاكَ كَآبَةٌ عَمِيقَةٌ عَلَى وَجْهِهِ.

Onun yüzünde derin bir hüzün vardı.

الْأَسَى الَّذِي نَشْعُرُ بِهِ بَعْدَ فَقْدَانِ أَصْدِقَائِنَا لَا يَهْدَأُ أَبَدًا.

Kaybettiğimiz dostlarımızın ardından duyduğumuz hüzün hiç dinmez.

İlişkili Kelimeler