hırıltı

مَلَأَ صَرِيرُ الرَّجُلِ الْعَجُوزِ الْغُرْفَةَ بِأَكْمَلِهَا.

Yaşlı adamın hırıltısı tüm odayı doldurmuştu.

قَدْ تَكُونُ الْخَشْخَشَةُ فِي صَدْرِهِ بِدَايَةَ الِالْتِهَابِ الرِّئَوِيِّ.

Göğsündeki hırıltı, zatürre başlangıcı olabilir.

الْأَزِيزُ الَّذِي يُصْدِرُهُ مَرْضَى الرَّبْوِ أَثْنَاءَ التَّنَفُّسِ نَمُوذَجِيٌّ لِلْغَايَةِ.

Astım hastalarının nefes alırken çıkardığı hırıltı çok tipiktir.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler