hız

رَأَى الشُّرْطِيُّ سَيَّارَةً تَسِيرُ بِسُرْعَةٍ كَبِيرَةٍ أَمَامَ الْمَدْرَسَةِ فَأَوْقَفَهَا.

Polis okulun önünde büyük bir hızla giden bir araba gördü ve onu durdurdu.

وَتِيرَة — وَتَائِر

تَتَقَدَّمُ وَتِيرَةُ الْمَشْرُوعِ بِبُطْءٍ أَكْثَرَ مِنَ الْمُتَوَقَّعِ، وَهَذَا يُثِيرُ الْقَلَقَ.

Projenin hızı, beklenenden daha yavaş ilerliyor ve bu durum endişe yaratıyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler