قَرَّرَتِ الْحُكُومَةُ تَسْرِيعَ وَتِيرَةِ الْإِصْلَاحَاتِ الِاقْتِصَادِيَّةِ لِتَحْسِينِ الْوَضْعِ.
Hükümet, durumu iyileştirmek için ekonomik reformların hızını artırmaya karar verdi.
قَرَّرَتِ الْحُكُومَةُ تَسْرِيعَ وَتِيرَةِ الْإِصْلَاحَاتِ الِاقْتِصَادِيَّةِ لِتَحْسِينِ الْوَضْعِ.
Hükümet, durumu iyileştirmek için ekonomik reformların hızını artırmaya karar verdi.
تَسْتَخْدِمُ الشَّرِكَةُ تِقْنِيَّاتٍ جَدِيدَةً لِتَسْرِيعِ الْإِنْتَاجِ.
Şirket, üretimi hızlandırmak için yeni teknolojiler kullanıyor.
تَمَّ اتِّخَاذُ هَذَا الْقَرَارِ لِتَعْجِيلِ الْعَمَلِيَّةِ.
Bu karar, süreci hızlandırmak için alındı.