هَاتِفِي يَرِنُّ بِاسْتِمْرَارٍ، أَتَسَاءَلُ مَنِ الْمُتَّصِلُ.
Telefonum ha bire çalıyor, kim olduğunu merak ediyorum.
هَاتِفِي يَرِنُّ بِاسْتِمْرَارٍ، أَتَسَاءَلُ مَنِ الْمُتَّصِلُ.
Telefonum ha bire çalıyor, kim olduğunu merak ediyorum.
الْأَطْفَالُ يَتَشَاجَرُونَ دَائِمًا، مِنَ الصَّعْبِ الْفَصْلُ بَيْنَهُمْ.
Çocuklar ha bire kavga ediyorlar, onları ayırmak zor oluyor.
هُوَ يَشْتَكِي عَلَى الدَّوَامِ، لَا شَيْءَ يُرْضِيهِ.
O, ha bire şikayet ediyor, hiçbir şeyden memnun değil.