بَعْدَ وَتِيرَةِ الْعَمَلِ الْمُكَثَّفَةِ، شَعَرَ الرَّجُلُ بِأَنَّهُ مُحَطَّمٌ وَكَانَ بِحَاجَةٍ إِلَى الرَّاحَةِ.
Yoğun çalışma temposundan sonra adam kendini haşat hissediyordu ve dinlenmeye ihtiyacı vardı.
بَعْدَ وَتِيرَةِ الْعَمَلِ الْمُكَثَّفَةِ، شَعَرَ الرَّجُلُ بِأَنَّهُ مُحَطَّمٌ وَكَانَ بِحَاجَةٍ إِلَى الرَّاحَةِ.
Yoğun çalışma temposundan sonra adam kendini haşat hissediyordu ve dinlenmeye ihtiyacı vardı.
بَعْدَ سِبَاقِ مَارَاثُونٍ طَوِيلٍ، سَقَطَ الرِّيَاضِيُّونَ مُنْهَكِينَ.
Uzun bir maraton koşusundan sonra sporcular haşat düşmüşlerdi.
تَمَّ سَحْبُ السَّيَّارَةِ الْقَدِيمَةِ إِلَى الْمَرْآبِ وَهِيَ فِي حَالَةٍ مُتَهَالِكَةٍ بَعْدَ رِحْلَةٍ طَوِيلَةٍ.
Eski araba, uzun yolculuktan sonra haşat bir halde garaja çekildi.