بَذَلَ الصَّحَفِيُّونَ جُهُودًا مُكَثَّفَةً لِإِعْدَادِ خَبَرٍ فِي مَوْقِعِ الْحَادِثِ.
Gazeteciler olay yerinde haber yapmak için yoğun çaba sarf ettiler.
بَذَلَ الصَّحَفِيُّونَ جُهُودًا مُكَثَّفَةً لِإِعْدَادِ خَبَرٍ فِي مَوْقِعِ الْحَادِثِ.
Gazeteciler olay yerinde haber yapmak için yoğun çaba sarf ettiler.
ذَهَبَ فَرِيقُ التِّلْفِزْيُونِ إِلَى الْمِنْطَقَةِ لِتَغْطِيَةِ خَبَرِ الْفَيَضَانِ عَلَى أَرْضِ الْوَاقِعِ.
Televizyon ekibi, sel felaketini yerinde haber yapmak için bölgeye gitti.