haberleştirmek

بَذَلَ الصَّحَفِيُّ جُهُودًا مُكَثَّفَةً لِتَبْلِيغِ الْحَادِثِ بِكُلِّ تَفَاصِيلِهِ.

Gazeteci, olayı tüm detaylarıyla haberleştirmek için yoğun çaba harcadı.

أَعْلَمَتِ الشَّرِكَةُ عَنْ مُنْتَجِهَا الْجَدِيدِ مِنْ خِلَالِ مُؤْتَمَرٍ صَحَفِيٍّ.

Şirket, yeni ürününü basın toplantısıyla haberleştirdi.

نَشَرَتِ الْقَنَاةُ التِّلْفِزْيُونِيَّةُ آخِرَ التَّطَوُّرَاتِ عَلَى الْفَوْرِ.

Televizyon kanalı, son dakika gelişmelerini anında haberleştirdi.

İlişkili Kelimeler