تَمَّ تَصْمِيمُ هَذَا الدَّوَاءِ لِتَخْفِيفِ الْأَلَمِ.
Bu ilaç ağrıyı hafifletmek için tasarlandı.
تَمَّ تَصْمِيمُ هَذَا الدَّوَاءِ لِتَخْفِيفِ الْأَلَمِ.
Bu ilaç ağrıyı hafifletmek için tasarlandı.
لَطَّفَ الدَّوَاءُ مِنْ حِدَّةِ الْأَلَمِ الَّذِي كُنْتُ أَشْعُرُ بِهِ فِي رَأْسِي.
İlaç, başımda hissettiğim ağrının şiddetini hafifletti.
حَاوَلَ أَنْ يُهَوِّنَ الْجَوَّ بِالنُّكَاتِ.
Şakalarla ortamı hafifletmeye çalıştı.
Ayrıca: جَعَلَ أخف
تَهْوِين، خَفَّفَ الوَطْأَةَ، تَسْهِيل