حَقّ — حُقُوق
لِكُلِّ شَخْصٍ الْحَقُّ فِي الْحَيَاةِ، وَهَذَا حَقٌّ أَسَاسِيٌّ.
Herkesin yaşama hakkı vardır, bu temel bir haktır.
لِكُلِّ شَخْصٍ الْحَقُّ فِي الْحَيَاةِ، وَهَذَا حَقٌّ أَسَاسِيٌّ.
Herkesin yaşama hakkı vardır, bu temel bir haktır.
سَوْفَ تَتَحَقَّقُ الْعَدَالَةُ، وَأَنَا أُؤْمِنُ بِأَنَّ الْحَقَّ سَيَنْتَصِرُ.
Hak yerini bulacak, adaletin tecelli edeceğine inanıyorum.
لَقَدِ اسْتَحَقَّ هَذَا النَّجَاحَ، لَقَدْ عَمِلَ بِجِدٍّ.
Bu başarıyı hak etti, çok çalıştı.