هَذَا الْمَاسُ حَقِيقِيٌّ وَلَيْسَ مُزَيَّفًا.
Bu hakiki bir elmas, sahte değil.
هَذَا الْمَاسُ حَقِيقِيٌّ وَلَيْسَ مُزَيَّفًا.
Bu hakiki bir elmas, sahte değil.
هَذَا الْعِقْدُ أَصْلِيٌّ وَمُرَصَّعٌ بِالْأَلْمَاسِ الْحَقِيقِيِّ.
Bu kolye hakiki ve gerçek elmaslarla süslenmiştir.
هَذِهِ سَجَّادَةٌ تُرْكِيَّةٌ أَصِيلَةٌ وَلَيْسَتْ سَجَّادَةً إِيرَانِيَّةً.
Bu hakiki bir Türk halısı, İran halısı değil.
أَصْلِيَّة، وَاقِعِيّ