هَذَا ظُلْمٌ كَبِيرٌ، يَجِبُ أَلَّا نَسْمَحَ بِذَلِكَ.
Bu büyük bir haksızlık, buna izin vermemeliyiz.
هَذَا ظُلْمٌ كَبِيرٌ، يَجِبُ أَلَّا نَسْمَحَ بِذَلِكَ.
Bu büyük bir haksızlık, buna izin vermemeliyiz.
يَجِبُ أَلَّا نَصْمُتَ أَمَامَ الْجَوْرِ.
Haksızlık karşısında susmamalıyız.
يَشْعُرُ بِأَنَّهُ تَعَرَّضَ لِغَبْنٍ.
Haksızlığa uğradığını hissediyor.
Ayrıca: إِجْحَاف
البَغْي عَلَى النَّاس، بَغْي، حَيْف، ضَيْم، ظُلَامَة، غَمْط