halletmek

سَأَفْعَلُ مَا بِوُسْعِي لِحَلِّ هَذِهِ الْمُشْكِلَةِ، لَا تَقْلَقْ.

Bu sorunu halletmek için elimden geleni yapacağım, merak etme.

عَلَيْنَا إِنْجَازُ هَذَا الْمَشْرُوعِ فِي الْوَقْتِ الْمُحَدَّدِ، وَإِلَّا سَنَتَعَرَّضُ لِعُقُوبَةٍ.

Bu projeyi zamanında halletmek zorundayız, aksi takdirde ceza alacağız.

مِنْ خِلَالِ الْعَمَلِ مَعًا، مِنَ الْمُمْكِنِ التَّغَلُّبُ عَلَى جَمِيعِ الصُّعُوبَاتِ وَإِنْجَازُ هَذَا الْعَمَلِ.

Birlikte çalışarak tüm zorlukların üstesinden gelip bu işi halletmek mümkün.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler