hallolmak

لَا تَقْلَقْ، هَذِهِ الْمُشْكِلَةُ سَوْفَ تَنْحَلُّ مَعَ مُرُورِ الْوَقْتِ، كُلُّ شَيْءٍ سَيَكُونُ عَلَى مَا يُرَامُ.

Endişelenme, bu sorun da zamanla hallolacak, her şey yoluna girecek.

أَخِيرًا اكْتَمَلَتْ جَمِيعُ الِاسْتِعْدَادَاتِ وَتَمَّ الزِّفَافُ بِسَلَاسَةٍ.

Nihayet tüm hazırlıklar tamamlandı ve düğün sorunsuz bir şekilde halloldu.

آمُلُ أَنْ يَتِمَّ تَسْوِيَةُ هَذَا الْخِلَافِ الصَّغِيرِ بَيْنَنَا فِي أَقْرَبِ وَقْتٍ مُمْكِنٍ.

Umarım aramızdaki bu küçük anlaşmazlık en kısa sürede hallolur.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler