halvet

أُرِيدُ الذَّهَابَ إِلَى مَكَانٍ مُنْعَزِلٍ لِلِابْتِعَادِ عَنْ ضَوْضَاءِ حَيَاةِ الْمَدِينَةِ.

Şehir hayatının gürültüsünden uzaklaşmak için halvet bir yere gitmek istiyorum.

يَنْزَوِي الدَّرَاوِيشُ فِي خَلْوَةٍ مِنْ أَجْلِ التَّطَوُّرِ الرُّوحِيِّ.

Dervişler, manevi gelişim için halvete çekilirler.

مَكَانٌ مُنْعَزِلٌ — أماكن منعزلة

هَذَا الْمَكَانُ الْمُنْعَزِلُ مِثَالِيٌّ لِلتَّفْكِيرِ وَالِاسْتِرْخَاءِ.

Bu halvet, düşünmek ve dinlenmek için ideal bir yer.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler