كَانَ فِعْلُ شَيْءٍ كَهَذَا مِثَالًا كَامِلًا عَلَى الْحَمَاقَةِ.
Böyle bir şeyi yapmak tam bir hamakat örneğiydi.
كَانَ فِعْلُ شَيْءٍ كَهَذَا مِثَالًا كَامِلًا عَلَى الْحَمَاقَةِ.
Böyle bir şeyi yapmak tam bir hamakat örneğiydi.
أَضَاعَ فُرْصَةً عَظِيمَةً بِسَبَبِ غَبَائِهِ.
Hamakatından dolayı büyük bir fırsatı kaçırdı.
كَيْفَ قَبِلْتَ خُطَّةً تَحْتَوِي عَلَى هَذَا الْقَدْرِ مِنَ السَّخَافَةِ؟
Bu kadar hamakat içeren bir planı nasıl kabul ettin?