فِي الْعُصُورِ الْقَدِيمَةِ، كَانَ لِكُلِّ حَيٍّ خَبَّازُهُ الْخَاصُّ.
Eski zamanlarda her mahallenin kendi hamurkârı vardı.
فِي الْعُصُورِ الْقَدِيمَةِ، كَانَ لِكُلِّ حَيٍّ خَبَّازُهُ الْخَاصُّ.
Eski zamanlarda her mahallenin kendi hamurkârı vardı.
يَبْدَأُ عَامِلُ الْمَخْبَزِ عَمَلَهُ بِإِشْعَالِ الْفُرْنِ فِي الصَّبَاحِ الْبَاكِرِ.
Hamurkâr, sabahın erken saatlerinde fırını yakarak işe başlar.