قَدَّمَ الْمُطْرِبُ أَدَاءً رَائِعًا عَلَى الْمَسْرَحِ.
Hanende, sahnede muhteşem bir performans sergiledi.
قَدَّمَ الْمُطْرِبُ أَدَاءً رَائِعًا عَلَى الْمَسْرَحِ.
Hanende, sahnede muhteşem bir performans sergiledi.
إِنَّهُ مُغَنِّي مَشْهُورٌ جِدًّا لِلْمُوسِيقَى التُّرْكِيَّةِ.
O, çok ünlü bir Türk müziği hanendesidir.
يَسْحَرُ مُنْشِدُو الْمُوسِيقَى الصُّوفِيَّةِ الْمُسْتَمِعِينَ.
Tasavvuf müziği hanendeleri, dinleyicileri büyüler.