hantal

لَقَدْ حَمَلَ الْكَثِيرَ مِنَ الْأَشْيَاءِ لِدَرَجَةِ أَنَّ حَرَكَاتِهِ كَانَتْ ضَخْمَةً وَبَطِيئَةً.

O kadar çok eşya taşımıştı ki, hareketleri hantal ve yavaştı.

كَانَ يَجِدُ صُعُوبَةً فِي الْمَشْيِ فِي الْمَمَرِّ الضَّيِّقِ بِسَبَبِ بِنْيَتِهِ الْخَرْقَاءِ.

Hantal yapısıyla dar koridorda yürümekte zorlanıyordu.

هَذِهِ الطَّاوِلَةُ الثَّقِيلَةُ جِدًّا يَصْعُبُ حَمْلُهَا وَتَتَطَلَّبُ جُهْدًا كَبِيرًا.

Bu hantal masa, taşımak için çok ağır ve zahmetli.

Eşdizimler