hapsetmek

تَعْمَلُ الشُّرْطَةُ لَيْلًا وَنَهَارًا لِلْقَبْضِ عَلَى المُجْرِمِينَ وَحَبْسِهِمْ.

Polis, suçluları yakalayıp hapse atmak için gece gündüz çalışıyor.

بَدَأَتِ الْحُكُومَةُ فِي اعْتِقَالِ الْعَدِيدِ مِنَ الصَّحَفِيِّينَ بِهَدَفِ إِسْكَاتِ الْمُعَارَضَةِ.

Hükümet, muhalifleri susturmak amacıyla birçok gazeteciyi hapse atmaya başladı.

حَكَمَتِ الْمَحْكَمَةُ عَلَى الْمُتَّهَمِ بِالسِّجْنِ لِسَنَوَاتٍ طَوِيلَةٍ بِسَبَبِ جَرَائِمَ خَطِيرَةٍ.

Mahkeme, sanığı ağır suçlardan dolayı uzun yıllar hapse mahkum etti.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler