harcanmak

اضْطُرِرْنَا إِلَى إِنْفَاقِ الْكَثِيرِ مِنَ الْمَالِ عَلَى هَذَا الْمَشْرُوعِ، لَقَدْ تَجَاوَزْنَا الْمِيزَانِيَّةَ.

Bu proje için çok para harcanmak zorunda kalındı, bütçeyi aştık.

تُسْتَهْلَكُ المَوَارِدُ الطَّبِيعِيَّةُ بِغَيْرِ وَعْيٍ، وَهَذَا يُهَدِّدُ مُسْتَقْبَلَنَا.

Doğal kaynaklar bilinçsizce harcanmakta, bu durum geleceğimizi tehdit ediyor.

يُبَدَّدُ وَقْتُنَا هَبَاءً، يَجِبُ أَنْ نَكُونَ أَكْثَرَ إِنْتَاجِيَّةً.

Zamanımız boşa harcanmakta, daha verimli olmalıyız.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler