harman

فِي الماضِي، كَانَ القَمْحُ يُدْرَسُ فِي مَكَانِ الدِّرَاسِ.

Eskiden harman yerinde buğday dövülürdü.

يَشْهَدُ مَوْسِمُ الْحَصَادِ حَمَاسَةً كَبِيرَةً فِي الْقُرَى.

Harman zamanı köylerde büyük bir telaş yaşanır.

يَتَكَوَّنُ هَذَا الشَّايُ مِنْ مَزِيجٍ مِنَ النَّبَاتَاتِ الْمُخْتَلِفَةِ.

Bu çay, farklı bitkilerin harmanından oluşuyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler