صَانِعُ الحُصُرِ — صَانِعُو الْحُصُر
كَانَ صَانِعُ الْحُصْرِ يَنْسِجُ حَصَائِرَ جَمِيلَةً مِنَ الْقَصَبِ الَّذِي فِي يَدِهِ.
Hasırcı, elindeki sazlarla birbirinden güzel hasırlar örüyordu.
كَانَ صَانِعُ الْحُصْرِ يَنْسِجُ حَصَائِرَ جَمِيلَةً مِنَ الْقَصَبِ الَّذِي فِي يَدِهِ.
Hasırcı, elindeki sazlarla birbirinden güzel hasırlar örüyordu.
كَانَ بَائِعُ الْحُصْرِ فِي السُّوقِ يَلْفِتُ الِانْتِبَاهَ بِحَصَائِرِهِ الْمُلَوَّنَةِ.
Pazardaki hasırcı, rengarenk hasırlarıyla dikkat çekiyordu.