تَضَرَّرَتِ الطُّرُقُ بِسَبَبِ الْأَمْطَارِ الْغَزِيرَةِ.
Şiddetli yağmur nedeniyle yollar hasara uğradı.
تَضَرَّرَتِ الطُّرُقُ بِسَبَبِ الْأَمْطَارِ الْغَزِيرَةِ.
Şiddetli yağmur nedeniyle yollar hasara uğradı.
أُصِيبَتِ الْعَدِيدُ مِنَ الْمَبَانِي بِأَضْرَارٍ فِي الزِّلْزَالِ.
Depremde birçok bina hasara uğradı.
لَحِقَ ضَرَرٌ بِالْأَرَاضِي الزِّرَاعِيَّةِ فِي الْفَيَضَانِ.
Sel felaketinde tarım arazileri hasara uğradı.